25 09 2008


Uyuşturucu madde sattıkları için yakalanan 16 kişinin, Kurtlar Vadisi dizisinden esinlenerek, ÖSS kitabının içerisine uyuşturucu maddelerini yerleştirdikleri ifade edildi.

Uyuşturucu madde sattıkları ve kullandıkları öne sürülen 16 kişi, Sivas, Ankara ve İstanbul’da düzenlenen eş zamanlı

Operasyonda gözaltına alındı. Kargoyla gönderilen kitap içerisindeki uyuşturucuyu da ele geçiren polis, zanlıların

Kurtlar Vadisi dizisinden esinlenerek, ÖSS kitabının içerisine uyuşturucu maddelerini yerleştirdiklerini ifade etti.





Kurtlar Vadisi Pusu 42. Bölüm İzle

19 09 2008

Vadi, yeni sezona sürpriz bir başlangıç yapacak! Kurtlar, sezona İskerder ve Polat’ın konuşmasıyla başlıyor.

Geçtiğimiz sezon merak uyandıran bir finalle yaz tatiline giren Kurtlar Vadisi Pusu dizisi 9 Ekim’de yeni bölümüyle ekrana gelecek.

‘Bu sezon hiçbirşey karanlıka kalmayacak’ sloganı ile yeni heyecanlı bölümleriyle başlayacak olan dizinin tanıtımlarında hapishane duvarlarına yansıyan görüntüleri ile dizi karakterlerinden Polat Alemdar ile İskender Büyük’ün konuşması dikkat çekiyor.

İŞTE POLAT İLE İSKENDER’İN O KONUŞMASI

İskender: Gel Polatım gel… Eee Polat Alemdar filden büyük fil avcısı var

Polat: Fil avcısından da büyük Allah var

İskender: Bizi yetiştirenler böyle yetiştirdi önce avcılığı öğretttiler sonra avı öğrettiler

Polat: Başka ne öğrettiler devleti nasıl satacağınız mı?

İskender: Sizler satılığa çıkarınca biz de aldık. Devlet sahipsiz mi kalsın?

Polat: Siz kendinizi satılığa çıkarmışsınız herkesi birşey satar zannedersiniz. Sizin döneminiz bitti.

İskender: Devlete düşman gerek…

Polat: Siz varken bu ülkenin düşmana ihtiyacı yok

İskender: Korku yaratmazsan devleti yönetemezsin





Lanet olsun içimdeki gazetecilik sevgisine!

1 09 2008

vadi
Özgür düşüncenin en büyük düşmanı liberalizm.

Zira düşünce özgürlüğünün zirvesi olarak kendisini dayatır ve ufuk kırar! Bu dayatmayla birlikte ‘marka’ putlarından akan paralar liberalizmi biricik ‘küresel düdük’ yapmış. İnsanlığın kanını emenler tarafından uşak liberalizmine mahkûm edilen diyarlarda bu düdük, düşünce özgürlüğünü fiilen ‘kökten batıcılık’ ile özdeş hale getirmiştir.

Ergenekon iddianamesi ile ilgili günlük haber ve yorum yapan yayın organlarımıza baktıkça gördüğümüz, çatışan kutupların bile gerçekte uşak liberalizminin teorik kökten yasakçı sınırlarına mahkûmiyetleridir. Ülkenizde bir iki liberalizm karşıtı mı var?

Bundan daha dehşetli yasak olamaz! Liberalizm; kirli, sivri ve sevimsiz birkaç kişinin ağzından kendisini lanetlettirerek sorgulanmaz hale geliyor!

‘Marjinallerle aynı çizgide görünmektense liberalizme sataşmayayım daha iyi’ diyoruz. Bu dehşetli yasak, Ergenekon iddianamesinden haber üretirken de beynimizi yönetiyor. Patronlarımız veya ideolojilerimiz için hangi malzemenin öne çıkarılması gerekiyorsa, zekâmızı o yönde işletiyoruz! Siyasi, ideolojik veya ekonomik açıdan ’sahibinin silahı’ olmaya mahkûm yayın organında ekmek parası için çalışmak çaresizlik!

İş, aslanın ağzında… En temiz yüreklisi, hiç değilse yaptığı işi kutsamaz, ülkedeki kutuplaşmanın getirdiği önyargı tuzağına dikkat etmeye çalışır. Ülkeyi geren kutuplaşma mesleği daha da güvencesiz hale getirmişken medya çalışanı, hakikat ve erdem kaygısını geçim gailesinin önüne nasıl geçirsin?

Bu ağır şartlarda vicdan muhasebesini önemseyen ve yaşayan meslektaşımız en fazla iyi niyetini koruyabilir…

Kaldı ki iyi niyeti bile korumak zor! Tabii iyi niyet vehminden söz etmiyorum! Onu en vahşi tetikçi gazeteci bile yaşıyor zaten. Hakiki iyi niyet, üstüne kafa yorulan ve çilesi çekilendir. Yoksa her meslektaşımız, ‘Karşı taraf o kadar kötü ki, ister istemez tetikçiye karşı tetikçilik yapmak zorunda kalıyoruz’ diyerek bir şekilde avuntu limanına kapağı atabilir. Küresel liberal devlerin köklü gaflet ve dalaletimiz üstüne inşa ettikleri kutuplaşma fitnesi içinde güzelliğin kırıntısına razıyız!

Hani neredeyse Kurtlar Vadisi’nin Muro karakterindeki kadar haysiyet çilesini meslekte görsek sevineceğiz: ‘Lanet olsun içimdeki bu meslek aşkına’ deyip feleğin cilvesiyle eğlenebilen, haram lokmadan ve ‘büyük laf’ şehvetinden elden geldiğince sakınmaya gayret eden medya adamı bile ilaç oldu.

Yalnız; bizdeki kirlilik, batıdan çok ağır ve yoğun diye peşin bir mesleki aşağılık duygusu içinde değilim! Aydınlanmacılık mümini kökten batıcı meslektaşlarımızın kutsadığı BBC gibi kurumlar bile derin ve rafine tetikçilikten münezzeh değillerdir. Aramızdaki fark, demokrasilerimizdeki gibidir.

Demokrasi yalanını bizden daha inandırıcı kılmayı becerdikleri gibi, dürüst medya görüntüsü vermeyi de o ölçekte başarıyorlar! Her yerde parayı veren düdüğü çalıyor! Para ister ‘marka’ denen putlardan gelsin, ister ‘gizli hükümet’ yönetimindeki organlarda olduğu gibi kamu maliyesinden! Lanet olsun içimdeki gazetecilik sevgisine.